En İyi Çamaşır Kurutma Makinesi Tavsiyesi Hangisi 3500TL

En İyi Çamaşır Kurutma Makinesi Tavsiyesi Hangisi

Author
  • Malzeme Kalitesi
  • Kurutma Performansı
  • Enerji Tüketimi
  • Ses Seviyesi
  • Fiyat

Content goes here de bu
https://turkbiz.com/wp-content/uploads/2016/10/Camasir-Kurutma-Makinesi-Bosch-WTY88860TR-1-520×245.jpg
https://turkbiz.com/wp-content/uploads/2016/10/Camasir-Kurutma-Makinesi-Bosch-WTY88860TR-1-520×245.jpg
test

Click here to learn more

Content goes here
Balkonda çamaşır kurutulması şehir hayatında pek uygun görünmüyor. Ayrıca bulunduğum semtteki yapılanma nedeni ile çok tozlanma oluyor.
Oda içerisinde çamaşır kurutmanın ise tutulacak bir tarafı yok. Uzun vadede ciddi sağlık problemlerine bile neden olabiliyor.
Bu nedenle çamaşır kurutma olayını kökünden çözmek için forumlarda aylarca araştırma yaptım.

Çoğumuz çamaşır kurutma makinelerinin çok yüksek elektrik tüketimi olduğunu, tam olarak kurutmadığını ve çamaşırları çok yıprattığını duymuşuzdur.
Peki çamaşır kurutmanın kesin çözümü yok mu? Rahat olun, kesinlikle var.
Peki hangi çamaşır kurutma makinesini almalıyım? İşte yazımın amacı sizi çözüme ulaştırmak 🙂

Herhangi bir yer kaybı yaşamamak için öncelikle çok pratik görünen combo diye tabir edilen, kurutmalı çamaşır makinelerini araştırdım. Bu makinelerin kurutma verimi en düşük modeller olduğunu gördüm.
Şöyle ki öncelikle 9 KG yıkama kapasitesi olan kurutmalı çamaşır makinelerinin genelde 6 KG civarında kurutma kapasitesi oluyor.
Bu durumda 3 KG’lık çamaşırı ya saatlerce bekletmek zorundasınız ya da yine sağa sola asmanız gerekecektir.
Ayrıca kullananlar her kurutma işlemi sonucunda filtrelerin yanı sıra kazanında temizlenmesi gerektiğini, yoksa çamaşırların üzerine bolca pamukcuğun yerleştiğinden şikayet ediyorlar.
Bu 2 sorundan sonra kurutmalı çamaşır makineleri benim için bir çözüm olamazdı.

Şuan piyasada kullanılan teknolojyi baz aldığımızda, performans almak istiyorsanız, kesinlikle kurutma makinesi ayrı olmalı.

Bu noktadan sonra solo çamaşır kurutma makinelerinden başka bir çaremiz kalmıyor.
Oldukça üst segment Miele markasını saymazsak ortalama 750 TL – 3500 TL arasında fiyatlarla karşılaşmamız mümkün.
Peki hangi makineyi almalıyız? Ne farkı var?
750 TL’lik bütçe ile alacağınız makine yıllık ortalama 500 Kw-Saatin üzerinde tüketim yaparsınız.
Bu da kabaca aylık ortalama 20 TL ek fatura demek.

Konuyu çok uzatmadan size Bosch’un bir makinesini önermek istiyorum.
Bosch ‘un Home Professional serisinden WTY88860TR Çamaşır Kurutma Makinesi. Satış fiyatı Ekim 2016 itibariyle 3.000-3.500 TL
Performans, tüketim vb. hiçbir riske girmeden çamaşır kurutmayı sorun olmaktan çıkartan bir ürün.
Sitedeki diğer konuları okuduysanız benim yaklaşımım fiyat/performans olarak en iyi makineyi almaktır fakat bu önerdiğim makine hiç de ucuz görünmüyor değil mi 🙂
Fakat bu makine gerçekten her bir kuruşuna değer zira sadece aşağıdaki tüketim başlığı bile makinenin aslında neden pahalı olmadğını anlatmaya yetiyor.

TÜKETİM
Şuan kullanmakta olduğum bu makineyi seçmemin sebebi yıllık 158 Kw-Saat tüketime sahip olması değil zira elektrik tüketimi üzerinden hesap yaparsak ancak 9-10 sene sonra 750 TL’lik makine ile kafa kafaya gelecektir.
Aslında bu şu anlama geliyor ucuz bir kurutma makinesi alıp 10 sene kullanmakla üst seviye bir makine alıp 10 sene kullanmak toplamda aynı paraya geliyor.
Fakat Bosch’un bu modelini seçmemin başka nedenleri de var…

GÜRÜLTÜ
Bir çok maknenin kurutma esnasında çıkarttığı ses 65-70 desibel iken Bosch’un bu önerdiğim modeli 61 desibel.
Ses şiddetinin ölçümünde kullanılan desibel lineer değildir yani depremde olduğu gibi katlanarak artar. Dolayısı ile arada 4 desibel fark var, ne olacak ki demeyin, ciddi bir gürültü farkından bahsediyoruz.
Öyle ki bu durum uzun kurutma sürelerinde ciddi rahatsızlıklar oluşturabilir.
Pahalı görünen makineyi alarak gece istediğim saatte kurutma yapabiliyorum ve ne biz ne de komşularımız bu durumdan rahatsız değil.

PERFORMANS

Forumlarda bir çok kişinin kurutma yaptığında çamaşırların nemli kaldığı ya da çok kırıştığından bahsettiğine rastlayabilirsiniz.
Önerdiğim kurutma makinesinde de kişisel kullanımımızda kesinlikle “Dolap Kuruluğu” ayarını seçince çamaşırların kup kuru çıktığını söyleyebilirim. Üstelik gerçekten de abartı sayılabilecek bir kırışıklık durumu yaşamıyoruz.
Not: Yıkama esnasında sıkma devri oalrak 1000 deviri kullanıyoruz. İnanıyorum ki 1000 yerine 600 ya da 800 devirde sıkma yaptırsam çamaşırlarım kırışmayacaktır fakat bu seferde kurutma süresi uzayacaktır.
KONFOR
Ucuz makineler genellikle seçtiğiniz program türündeki sabit sürelerde çalışır. Yani çamaşır kurumuş, kurumamış bakmaz. Fakat Bosch’un Home Professional olarak adlandırdığı bu seride herşey sensörler ile takip ediliyor ve seçtiğiniz program kurallarında çalışırken bir taraftan da çamaşırın ne kadar ihtiyacı varsa o kadar kurutma yapıyor.
Böylece çamaşırlar gereksiz yıpranma ya da çekme yapma gibi durumlardan korunmuş oluyor.
En hoşuma giden özelliklerinden biri de enerjiyi o kadar verimli kullanıyor ki, soba gibi çevreye ısı yayan makinelerin aksine, yatak odasına bile koysanız rahatsızlık vermeyecektir. Neden yatak odası derseniz İstanbul’da bir çok banyoya üst üste bile olsa iki makine sığdırmak mümkün olmuyor. Bu konuda ben şanslıyım makileri üst üste monte ettirdim.
Özel bir aparat ile gayet güvenli bir montaj sağlandı.
Servis kalitesi, evet Bosch ve Siemens de en hoşuma giden şey sanırım bu zira gelen servis elemanlarının kaliteleri gerçekten taktire şayan. Evinize gelen kişilerin eğitimli olması ve sürekli performans değerlendirmesine tutuluyor olması gerçekten güven veriyor. Ayrıca randevu saatine kesinlikel uyuyorlar. Bir keresinde bulaşık makinemde gerçekten standart servisin çözemeyeceği bir hata oluştu ve hemen fabrika servisini yönlendirerek hatayı giderdiler.
Tefal fritöz konusunda yaşadığım olumsuz tecrübe, bana bir ürünü alırken servisi de göz ardı etmemem gerektiği öğretti.

Sonuç olarak makinenin ayrıca bir çok özelliği olsa da benim için en önemli kriter olan haftada 2-3 defa çamaşır kurutma işini sorunsuz olarak çözdüğüm bir model.
Gözünüzü kırpmadan alın derim.

Not: Turkbiz.com’da yer alan markalar ile pazarlama anlamında hiçbir anlaşmam bulunmamakta. Bu nedenle sitede bulunan tüm yazılar ve bahsedilen ürünler her tür yoruma açıktır. Daha iyi olduğunu düşündüğünüz alternatifleriniz varsa lütfen paylaşınız.
Not2: Bildiğiniz gibi Siemens ile Bosch aynı ürünleri satmakta ve servisi de aynıkalitede bu nedenle Bosch WTY88860TR gibi Siemens WT48Y860TR modelini de gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Full Review
Özel Hastanelerde Ucuza Hizmet Alabilmek İçin Hangi Sağlık Sigortasını Seçmeliyim?

Özel Hastanelerde Ucuza Hizmet Alabilmek İçin Hangi Sağlık Sigortasını Seçmeliyim?

Hizmet kalitesi yüksek Amerikan Hastanesi, Acıbadem, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Florence Nightingale ve Memorial gibi hastanelere özel sağlık sigortasız gittiğinizde karşılaşacağınız faturalar gerçekten çok yüksek, bir çok bütçe için sürdürülebilir değil.
Diğer taraftan bu hastanelere para vermeden “Ayakta Tedavi” masraflarını kapsayan özel sağlık sigortaları da 5-6.000 TL’den başlıyor ve sonu gelmiyor.
Özel sağlık sigortalarının son ürünü olan Tamamlayıcı Sağlık Sigortaları ise zatenbu bahsettiğim hastanelerden hiçbirinde geçerli olmayacaktır.

Sağlık sigortaları şu şekilde oluyor;
Yatarak Tedavi Kapsamlı; sadece yatarak tedavi masraflarını karşılayan bu sigortalar 1.000 TL’nin altındaki fiyatları ile oldukça makul seviyelerde. Ama yalnızca yatarak tedavi masraflarınıı karşılıyor.
Ayakta Tedavi Kamsamlı; hem yatarak hem de ayakta tedavi masraflarınızı karşılamakla birlikte yıllık 3500 TL ve üzeri fiyatı var. Üstelik Üst segment hastanelerde geçerli olsun derseniz bu fiyat 6-7.000 TL’leri buluyor. Ayrıca yıllık limitleri var.
Tamamlayıcı Sağlık Sigortası: Bu üründe yıllık en fazla 8 defa ya da belirli tutara kadar göreceli olarak çok daha standartlarda olan özel hastanelerden faydalanabiliyorsunuz. Tamamlayıcı sağlık sigortaları 2016 fiyatları 350 – 750 TL civarında değişiyor.

Peki özel hastaneler için hangi sağlık sigortasını yaptırmalıyım?

Öncelikle bilmemiz gereken şöyle bir durum var; özel hastanelerin hastalara verdikleri fiyatlar ile anlaşmalı kurumlara verdikleri oldukça farklılaşabiliyor.
Rakamla ifade etmek gerekirse 50%’lere varan indirimler söz konusu olabiliyor.

Yeni doğan kızım ve annesi için sigorta araştırması yaparken farkettiğim bir durum var.
Hastanelerden indirim almak için sigortanızın hastanenin o bölümde geçerli olması yeterli.

Yani sistem şöyle çalışıyor; siz ayakta tedavi masraflarını sigorta karşılasın derseniz, yıllık basit hastalıklara yakalanma riskinizin yüksekliği nedeniyle sigortaya olan maliyetiniz çok artmakta bu da doğal olarak primlere yansımakta.
Ama sadece yatarak tedavi kapsamlı sağlık sigortası aldığınızda aslında çok yüksek tutarlı tedaviler de olsa bu ihtiyacın oluşma olasılığı çok daha düşük olduğundan sigorta bedeli de düşük oluyor.

Şimdi için en önemli kısmı:
Sigorta şirketleri yönettikleri hacmin avantajı ile hastaneler ile pazarlık yapmakta ve müşterilerine 15%’den 60% ‘lara varan indirimler sağlamakta.
Dolayısıyla siz sadece yatarak tedavi kapsamlı sigorta yaptırsanız da, eğer poliçeniz o hastanenin o bölümünde geçerli ise ciddi oranda indirim alabiliyorsunuz.

Size tavsiyem genel olarak gittmek istediğiniz bir hastane varsa o hastaneyi arayın ve hangi sigortanın daha fazla avantaj sağladığını öğrenip ona göre sigorta satın alın.
Örneğin benim araştırmam şu şekildeydi, çocuk hastalıkları bölümü için araştırıyordum.
Tüp bebek tedavisinde çok memnun kaldığımız hastane olan Florence Nightingale ‘i aradım.
Ekim 2016 itibariyle uzman doktor muayenesi sigortasız hastalar için 320 TL ‘idi.
Axa sigortalılara 215 TL’ye düşerken,
Anadolu Sigorta ve Güneş Sigorta’lılar için bu rakkam 205 TL’ye iniyor.
Benim tercihim Alians Sigorta oldu zira Alianz sigortalılara Florence Nightingale ‘in fiyatı 158 TL.
Evet 50,6% indirim ile istediğim hizmeti alabiliyordum.

Diğer taraftan eşim ve kızım için Anadolu Sigorta toplam 1.598 TL fiyat çıkartırken Alianz sigortada bu rakkam yalnızca 1.100 TL’idi.

Buradan şu anlamı çıkartmayın mutlaka Alianz sigorta yaptırın en ucuzu o. Hayır böyle genelleme yapmak yanlış olacaktır.
Önce hastanenizi belirleyin, sonra çağrı merkezinden sigortaların fiyatını ayrı ayrı sorun.
Sizin için en avantajlısını seçin.
Uğraştırıcı gibi görünse de sağlık konusu olduğu ve yıllarca bu hizmeti almaya devam edeceğinizi düşünürseniz sanırım birkaç saat zaman ayırmak çok da abartılacak bir şey değil.

Bu arada sigortamı uzunca zamandır kullanmadığım Sigortam.net üzerinden gerçekleştirdim. Daha önce yıllarca kasko ve trafik sigortası aldığım firmanın fraud kontrol sürecinden rahatsız olduğum için bir daha kullanmamıştım. Sağlık sigortasında Sigortam.net’den çok memnun kaldığımı iletmeliyim. Zira tarafsız yaklaşımları ve aynı gün eve işlem yapan arkadaşın gelip ilgili imzaları alması gerçekten taktire şayandı. Kaldı ki en iyi fiyat konusunda bu güne kadar Sigortam.net beni hiç şaşırtmadı. Tavsiye olunur 🙂

 

Full Review
İyi bir ütü ile hayat çok daha kolay, peki hangi ütüyü almalıyım?

İyi bir ütü ile hayat çok daha kolay, peki hangi ütüyü almalıyım?

Oldum olası sevimsiz bir konu olarak değerlendirilen ütü yapmak, aslında akıllı seçimlerle çok daha “sevimli” diyemeyeceğim ama “kolay bir iş” haline getirilebiliyor. Bir çok üründe olduğu gibi ütü seçiminde de alacağınız doğru kararlar hayatınızı kolaylaştırmayı sağlamakta.

Üstelik bunun için aşağıdaki yazımı okumanız yeterli 😉

 

Ütü seçimlerinde önemli etkenler ütünün taban tipi ve buhar gücüdür.
Buhar gücü ütülerde iki yönden incelenebilir; anlık buhar gücü ve sürekli buhar gücü.
Bu iki güç kavramı da dakikada tüketilen su mktarı üzerinden ölçeriz.
Örneğin Şok buhar gücü 190 gr./dk. demek tüketilen suyun ağırlığıdır, bu değer aynı zamanda üretilen buharın ağırlığını temsil etmektedir.
Ne kadar çok buhar üretilirse kırışıklıkları daha kolay açmak mümkün olacaktır.

Ütülerde anlık buhar gücü, ütünün kontrol düğmelerinde yer alan Şok Buhar tuşuna bastığınızda kısa bir süreliğine verilen buhardır.
Aynı mekanizma üzerinen üretilen sürekli buhar ise ütüyü buhar onumuna getirdiğinizde elde edebileceğiniz maksimum buharın miktarını temsil etmektedir.

Bu açıdan baktığımızda hepimizin evimize buhar kazanlı ütüler almamız gerekli fakat eğer benim gibi haftanın 4-5 günü ütü yapıyorsanız (bu nasıl mümkün olur demeyin ben her kıyafetimi ütüler ve öyle giyerim böylece çok değerli hafta sonumu ütü yaparak harcamam 🙂 )
gerek yüksek fiyatları gerekse pratiklikten uzak büyük yapıları nedeniyle buhar kazanlı ütüleri tavsiye etmem beklemeyin.
Bu yazımda size önereceğim ütü fiyat/performans açısından sizi tatmin edecek klasik ütü olacaktır.
Zira artık bir çok model göz ardı edilemeyecek kadar yüksek ani buhar ve sürekli buhar gücüne sahip, üstelik buhar kazanlı ütülere göre neredeyse yarı fiyatına satılıyorlar.

Ütülerde çelik, teflon, seramik ve alüminyum olmak üzere farklı taban tipleri vardır.

Çelik taban ısıyı çok iyi yaymakta ancak çok kolay çizilebilmektedir. Ütünün tabanı çelikse, ütüleme sırasında fermuar ve düğmelere dikkat etmek gerekiyor.
Teflon tabanlar, alüminyum tabanlara alternatif olarak üretilmişlerdir ve daha kaygan bir yüzey sağlamaları için kullanılır. Yapışmaz teflon tabansa, yapışkanlığı engellediği için ütünün kıyafetler üzerinde kolayca kaymasını sağlıyor.
Seramik tabanlar kumaş üzerinde kolay hareket ediyor, yapışmıyor ve çizilmeleri çok daha zor.
Alüminyum taban, bir yılın ardından yapışkanlık yapıyor ve kumaşlarda kırışıklıklara sebep oluyor.

 

Kırışıklıklar bir yana diğer bir problem ise ütülenen kumaşın parlaması. Bu büyük ölçüde kumaştan ve ütü tabanından kaynaklanıyor.
Bu açıdan bakıldığında Philips’in Steam Glide tabanlı ütülerinden çok memnunum. Zaten bugün size önereceğim ütüde Philips marka.
Benim taban konusunda dikkat ettiğim bir diğer nokta da tabandaki deliklerin çokluğu ve yerleşimi. Özellikle ütünün uç tarafında yeterli delik olup olmadığına mutlaka bakın.
Zira iyi konumlandırılmış yeterli delik buhar gücünün istenen tüm noktalara ulaşmasını ve kırışıklığı kolayca çözmenizi sağlar.
Tabi tabandaki delik sayısı yine ütünün buhar gücüne bağlı olarak değişmekte. Zira ütünüz yeterli buhar yapma gücüne sahip değilse buhar yerine su atmaya başlayacaktır.

 

Sonuç olarak size fiyat/performansta kesinlikle yeterli gördüğüm, şuan piyasası yaklaşık 200 TL olan Philips’in GC4860/26 Azur buharlı ütüsünü tavsiye ederim.

Bu ütü fiyatına göre en yüksek sürekli buhar ve şok buhar değerlerine sahip.
Dakikada 50g sürekli buhar ve 200g şok buhar uygulayabiliyor. Benzer özelliklerdeki diğer ütülerin çok çok daha pahalı olduğunu özellikle belirtmek isterim. Zira bu fiyata genelde 35g-40g aralığında buhar gücü olan ütüler alınabiliyor.
Steam Glide tabanı sayesinde de gömlek ve pantolonlarımda parlama yaratmaksızın ütü yapabiliyorum.
Fiyatına göre kesinlikle üstün sayılabilecek bir buhar gücü sayesinde diğer çok pahalı modellerden alacağınız performansı bu ütüden de rahatlıkla alabilirsiniz.

Ayrıca Philips GC4860/26 Azur buharlı ütünün sevdiğim diğer bir özelliği de herhangi bir kireç önleyici kartuş vb. sarf malzemeye ihtiyaç duymaksızın üzerinde yer alan bir fonksiyon ile kireçlerini kolayca temizleyebiliyor olması.
Yapmanız gereken tek şey ütü sıcak iken lavaboya gidip kireç çıkarma tuşuna basmanız.
Bu ütü ile ayrıca yanmaz bir saklama kutusu veriyorlar yani ütü sıcakken yatay olarak kolup kaldırabileceğiniz bir kutu.
Çok şık olmasıan karşın ben hobi malzemelerimi saklamak için kullanıyorum 🙂
İnanın damlama önleyici sistemi ve otomatik kapanma sistemleri ile konfor ve güvenliği bu kadar uygun bir fiyata alabileceğim aklıma gelmezdi 🙂

Ayrıca benim gibi ütüyü fişe takılı unutup gidenler için çok önemli bir özelliği daha var;
Ütü, tabanı üzerinde 30 saniye boyunca, bir kenarı üzerinde 30 saniye boyunca veya arka kısmı üzerinde 8 dakika boyunca hareketsiz kaldığında otomatik olarak kapanıyor.
Bir defasında ütüyü 2 gün fişte takılı unutmuş birisi olarak artık içim çok daha rahat.

Yazımda hallice Philips markasının reklamını yapıyor görünsem de aslında Philips ile herhangi bir ticari ilişkim olmadığını hatta aldığım çay makinesinden kesinlikle memnun kalmadığımı da belirtmek isterim.
Ayrıca benzer tecrübelerinizi yani fiyat/performans açısından tecrübelerinizi lütfen yorum kısmından bizlerle paylaşınız.
Zira bu sitenin amacı kullanıcı yorumları ile satın amla sürecinde sizlere yol göstermektir.

Bu arada ürünü en ucuza nereden alabilirim diyorsanız tabi ki en sevdiğim sitelerden biri olan Akakçe ‘den en uygun fiyatlı satıcıyı bulmanız mümkün.

En ucuz fiyat için >> http://www.akakce.com/utu/en-ucuz-philips-azur-gc4860-26-fiyati,380486.html

Keyifli günler dilerim,

 

Full Review
En iyi elektrik süpürgesi hangisi

En iyi elektrik süpürgesi hangisi

Astım vb. bir rahatsızlığınız yoksa alacağınız süpürgenin iki temel beklentiyi karşılaması beklenir.
Elektrik süpürgesinin sessiz olması ya da en azından çok yüksek sesli olmaması gerçekten konfor açısından önemli olsa da ona gelene kadar daha temel iki beklentinin karşılanması gerektiği kanısındayım.

Elektrik süpürgesi yüksek emiş gücüne sahip olmalıdır böylece halıların içine işlemiş toz vb. pisliklerin temizlenmesi kolaylaşmaktadır. Ayrıca elektrik süpürgesi pratik olmalıdır. Pratiklikten kastımı yazımın devamında pratik olmayan ürünler üzerinden açıklamaya çalışacağım.

Torbalı süpürge mi, torbasız süpüre mi?

Öncelikle torbasız süpürgeleri de kuru ve sulu elektrik süpürgeleri olarak ikiye ayıralım.
Torbasız elektrik süpürgelerinin ilk dezavantajı en ufak temizlik sonrasında mutlaka toz hazinesini boşaltıp, temizlemeniz gerekmesidir.
Bu durumda şunu düşünün tozu nereye boşaltacaksınız? Mutfağınızdaki çöpe mi? Zira tozu boşaltırken havada uçuşacaktır. Kesinlikle hijyenik bir çözüm değil. Ayrıca hazineye yapışan tozları temizlemek için de su ile çalkalamak lazım. Açıkçası banyo küvetinde süpürge toz hazinesini yıkamak, o kiri sular vb. ile uğraşmak kesinlikle pratik değil. Bence temiz bir çözüm de değil.
1 dk sürmeyecek bir süpürme için 5 dk hazne temizliği ile uğraşmak giderek daha uğraştırıcı bir işlem olarak gelecektir. Hazineyi temizlemezseniz de bu sefer ağır bir koku ve hazinenin giderek çıkmayan kirlerle dolmasına neden olacaktır.

Sulu sistemli süpürgelerde hiç farklı değil, evet yüksek oranda toz yakalama kabiliyetine sahipler fakat her kullanımda temizlemek kesinlikle pratik değil. Ayrıca toz torbalı makinelerde HEPA filtreleri ile artık çok daha iyi sonuçlar veriyor.

Eski teknoloji gibi görünse de size tavsiyem kesinlikle torbalı bir süpürge almanız fakat aklınıza annelerimizden kalma kağıt torbalı, bir iki kulanım sonrası performansı düşüren, çabuk dolan, eski makineler gelmemeli.
Size önereceğim süpürgeler 5 litre yani çok büyük toz torbalarına sahipler ayrıca bu torbalar özel bir sentetik malzemeden yapıldığı için tozları 99% oranla yakalayabiliyor.
Astım rahatsızlığı çeken kişiler hemen telaşa kapılmasın zira arka bölümünde yer alan HEPA filteler ile de kalan tozlar yakalanarak size konforlu bir yaşam alanı sunuyor.

 

Elektrik süpürgesi ve emiş gücü

Piyasada 1600 Watt, 2000 Watt, 2200 Watt vb. farklı motor gücüne sahip bir çok süpürge satılmakta. Burada kastedilen özellik, makinenin emiş gücü değil, motorunun gücüdür. Makinenizin kuvvetli bir motoru olmasına rağmen emiş gücü çok daha düşük olabilir.
Piyasada satılan birçok makine ortalama 250 – 300 watt emiş gücüne sahiptir.

Benim önerdiğim elektrik süpürgesi ise tam 500 watt emiş gücüne sahip. Bunun evinizdeki makinenin neredeyse 2 katı olduğunu unutmayın.

Tavsiyem Philips’in PerformerPro FC9194/01 Torbalı elektrikli süpürgesidir.
Bu makineyi kendim kullanırken benden gören annem, kayınvalidem, ablam, görümcem ve onlardan gören 2 akrabamız daha kullanır olduk. Neden böyle hızlı yayılıyor derseniz 500 Watt emiş gücü ile temiz dediğiniz halıyı süpürdükten sonra bırakın toz torbasına bakmayı, halının bile rengi gözle görülür şekilde değişiyor.
Ayrıca yıkanabilir Hepa filtresi ile gerçekten temizlik yaparken ortam kokmuyor aksine temiz bir hava hakim oluyor. Eski makinelerde süpürürken bir taraftan arka kısmından kirli hava çıkar, ortam kokardı, astım hastaları özellikle bundan çok rahatsız olurlardı. Bu makinede bunu hiç yaşamadım.
Makinenin tek dez avantajı diyebileceğimiz kısım S-BAG adlı toz torbasının fiyatı zira tanesi 4-5 TL’ye geliyor. Fakat bize yılda 5 adetin rahatlıkla yettiğini söylemem gerekli.
Toz torbasının pahalı olmasının en büyük nedeni sentetik özel bir malzemeden yapılması. Zaten bu sayede toz torbası aynı zamanda bir filtre.

Makinenin avantajları şu şekilde;

  • 500Watt emiş gücü ile gördüğüm emiş gücü en güçlü makine,
  • Sessiz çalışıyor. Gerçekten makinenin kalitesi burada da kendini belli ediyor. Özellikle günlük kullanımda gücü biraz kısarsanız sesi çok azalıyor.
  • Gücüne göre çok hafif. Ayrıca büyük tekerlekleri ile çok rahat hareket ediyor.
  • Ortalama 650-700 TL’lik fiyatı ile yeni nesil diğer makinelere göre daha ucuz.

 

Philips’in PerformerPro FC9194/01 Torbalı elektrikli süpürgesini en ucuza nereden alırım diyorsanız onun cevabı da hazır; ben kesinlikle kimin sattığına bakmıyorum, Philips Türkiye Garantili olması yeterli onun dışında nereden aldığınızın size bir faydası olmayacaktır.

Fiyat karşılaştırma sitelerinde en ucuzu hangisi ise orandan alabilirsiniz;

http://www.akakce.com/elektrikli-supurge/en-ucuz-philips-fc9194-01-performerpro-triactive-fiyati,974718.html

inceledur.com ‘daki amacım bir markayı ya da satıcıyı öne çıkartmaktan ziyade fiyat/performans açısından sizlere en faydalı ürünleri bulmaktır. Bu nedenle benzer özelliklerde farklı marka ve model ürün önerileriniz varsa lütfen yorumlarınızı bizimle paylaşın.

Güle güle kullanın J

Full Review
Hangi Marka Balık Yağı Kullanılmalı

Hangi Marka Balık Yağı Kullanılmalı

Omega-3, çoklu doymamış yağ asitleri olup, dışarıdan alınması gerekir.
Omega-3 yağ asitleri, insan vücudunda beyinde yüksek konsantrasyonda bulunurlar ve beyin fonksiyonlarının düzgün işlemesi için gereklidir. Normal büyüme gelişme için de gereklidir. Kas aktivitesi, kan pıhtılaşması, sindirim, üreme ve hücre bölünmesinde de önemli görevleri vardır.

Omega-3′ ün bizim için önemli olan kısmı EPA (EikozaPentaenoik Asit) ve DHA (DokozaHekzaenoik Asit) ‘tir zira Omega-3’ün insan vücudundaki olumu etkilerinden EPA ve DHA sorumludur. Özellikle DHA, beyin ve retina gelişimi için gereklidir.

EPA ve DHA’nın ana kaynağı yağlı ve koyu etli deniz balıklarıdır. Oysa, balıklar da omega-3’ü kendileri sentezleyemediklerinden, alg, krill ve plankton gibi deniz canlılarını yiyerek Omega-3 alırlar. Yeşillikler ve böceklerle beslenen tavukların yumurtaları da Omega-3’ten zengindir. Tabi bu şekilde doğal tavuk yumurtası elde etmek bir hayli zor.
Yumurtadaki Omega-3 kaynağı yeşilliklerdir, bu nedenle serbest dolaşan tavuk yumurtalarının Omega-3 değerleri daha yüksektir.

Özellikle soğuk iklim balıklarının yağları Omega-3 açısından zengin olup, bu anlamda bizim denizlerimizden sadece hamsiden Omega-3 alabilirsiniz. Yalnız hamsiyi kızartırsanız Omega-3 yağlarını pasifize edeceğinizden buğlamayı tercih edin.

Piyasada satılan bir çok marka balık yağı bulunmakta. Peki en iyi balık yağı hangisi?
Balık yağı alırken bilmemiz gereken en önemli unsur şu; balık yağı ya balığın vücudundan ya da balığın karaciğerinden elde edilir.
Morina balığının karaciğerinden elde edilen balık yağlarının içinde A ve D vitaminleri de bulunur.
İlk bakışta iyi bir şeymiş gibi görünse de balık karaciğer yağında toksit madde bulunma olasılığının balık yağına göre çok daha fazla olduğunu unutmamalısınız.
Ayrıca başka kullandığınız vitamin varsa fazla gelebilir, mutlaka doktorunuza danışmanız gereklidir.

  • İçerisinde A ve D vitamini olmasın. Zira öyle ise karaciğer yağıdır, toksit madde bulunabilir.
  • EPA ve DHA oranlarına mutlaka bakın, markadan markaya çok değişkenlik gösteriyor. Unutmayın faydalı kısmı bunlar zaten.
  • Hangi balıktan yapıldığı yazsın.
  • Ortalamanın çok altında fiyata satılanlardan uzak durun.

Ben hamile eşim için Solgar Omega-3 950 ‘yi tercih ettim.  İçerisindeki EPA 504mg, DHA 378mg. Fiyat olarak Ocak 2016’da 85 TL’ye satın aldım.
Bilmelisiniz ki yine Solgar’ın Fish Oil 1000mg adlı ürünü neredeyse 3’te 2 fiyatına satılırken (55 TL) EPA’sı 160mg, DHA ise yalnızca 100mg.

Sonuç olarak tavsiyem Solgar Omega-3 950 balık yağıdır ve sakın şurup şeklinde olanından almayın, eşiniz ya da çocuğunuza yazık 🙂 Kullanımı oldukça zor olacaktır.

Eğer sizlerinde bu konuda görüş ve tavsiyeleriniz varsa lütfen yorum kısmından bizimle paylaşın. Zira neredeyse her yazımda bahsettiğim gibi firmalar ya da ürünler ile direkt bağlantım kesinlikle yok. Kendimiz için yaptığım araştırma sonuçları ve deneyimlerimi paylaşıyorum. Bu durumda daima daha iyi öneriler olabilir.

Keyifli günler dilerim.

Full Review